Doğumunun 140’ıncı yılında Naum FAİK
Naum Faik 1868 yılının 5 Şubat’ında Diyarbakır’da dünyaya geldi.
Süryanilerinde içinde bulunduğu coğrafya temel alınarak, dünyanın yeniden şekillendirildiği bir zamana tesadüf eder doğumu.
Naum Faik, yazar ve şair kimliğiyle birlikte, halkının kültürel kimliğine yaptığı çağrı ve vurgular onu daha önemli kılan yönünü ortaya koyar. Modernleşmenin kökten ve esaslı değişimlerini toplum gündemine getirebilme yeteneğini ortaya koyarken, geleneksellikten modernliğe geçişte, keskin devrimsel yapılanmayı yumuşatarak, mevcut toplumsal kurumların da dikkate alınması gerektiği yorumuna sahip olmuştur.
Naum Faik, artık hiçbir şeyin geleneksel durumda olduğu gibi kalmayacağını çok iyi tahlil etmiştir.
Ey Süryaniler dünya bu gün nur ile doldu,
Bu gafletin intibah ile sonu geldi.
Şems-i hürriyet bizlere ikbal ile doğdu,
Bu gafletin intibah ile sonu geldi,
Yeni bir döneme girildiği, bu dönemde eski usullerle yaşamın devam edemeyeceğini her fırsatta ve ortamda belirtmiştir.
Uyan ey gafil uyan, ne renk aldı cihan
Fırsat elden gidiyor geçmektedir hem zaman,
Eyleyelim intibah, çün odur bize penâh.
Yoksa nam-u şanımız olacak mahv ve tebâh.
Ortak tarihsel geçmişi dayanak noktası olarak ele almış ve düşünsel örüntüsünü oluşturmuştur.
Asuriler hiç bize zillet yakışır mı?
Cihana değer şanımıza şeyn ulaşır mı?
Biz hür milletiz istibdad bize karışır mı?
Çün gafletimiz intibah ile zail oldu.
Cemaat içerisindeki inançsal örgütlenmenin yeni sürece katkı yapması gerektiğini, kilise içerisinden birisi olarak tavsiye etmiştir. Paylaşılan ortak kültür motiflerinin nüans ayrılıklarına feda edilmemesi gerektiğinin altını önemle çizmiştir.
“Kardeşim taassup kalplerimizi ve doğudaki Ortodoks, Keldani, Katolik, Marunu ve Nesturi reislerimizin kalplerini de istila etmiştir. Oysa ortak atadan gelmekten dolayı aramızda bir dostluk olmalıdır. Daha sonraki dönemlerde çok kötü bir taassupla Süryani cemaati parçalandı. Bundan dolayı da, barbar toplumların zulümleri altında kaldık. Sonuç vermeyen mücadeleler sebebiyle milli birlik kalesini yıktılar.
Mezhepsel farklılaşmanın artık önemli olmadığını ortak dil, kültür ve vatan mevhumlarını tavsiye etmiştir.
Adab ve lisanıyla olur nail-i hayrat
Her millet eder onlar ile kesb-i mubahat
Millet denemez o kavme ki bilmez lisanın
Asurîlerin heyfakı yok bu fikri heyhat!