 |
HIRİSTİYANLIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI VE SÜRYANİLER
Hıristiyanlığın ortaya çıkışının temellerini, evrensel olma özelliğini yitirip milli bir hüviyet kazanan, Yahudilikte aramak gerekir. Yahudiler, kendi milletlerini (İsrailoğulları), Tanrı Yehova ile imtiyazlar çerçevesinde ahitleşmiş olarak kabul etmişlerdi. Yehova, kendilerine ait bir Tanrı vizyonuna sahipti. Diğer toplulukların daha aşağı bir durumda olmaları, kaçınılmaz bir sonuç olmuştur. Evrensellik özelliğini kaybetmiş, kendi içinde katmanlara ayrılmış dini önderlikler ve sürekli esaret ve sürgünlerden dolayı Musevilik, kendi mensuplarına hitap edemez hale gelmişti.
Dini, bir kazanç yolu olarak kabul eden Yahudi din adamları, mabetleri alış-veriş merkezleri haline getirmişlerdi. Zenginlerin uğrak yeri haline gelmiş olan mabetlerin bahçesi, tefeciler-in icra-i sanat ettikleri bir mekân olmuştu. Din adına sömürülen, aşağı kastlara mensup çaresiz insanlar, tek umut olarak Mesih’in gelişini beklemeye koyuldukları sırada, m.s. 30 yılında Nasıralı İsa, yeni söylemleri ile gündemi oluşturmaya başlamıştı.
Yahudi din adamları, kendi gelecekleri için, putperest Roma idarecileri ile yeni oluşumun önünü kesmek için işbirliği yapmakta beis görmüyorlardı. Havralarında tartıştıkları, ancak, her defasında hezimete uğradıkları, İsa’yı, yok etme planlarını uygulamaya koymuşlardı. Mesajın başlaması henüz üç yılını doldurmadan neredeyse tüm Filistin’in ezilmiş halkları İsa’ya gönüllerini kaptırmışlardı. Roma İmparatorluğu gelişmelerle pek ilgilenmiyorsa da Yahudi din adamlarının baskı ve jurnalleri sonucunda, kendi egemenliklerine zarar verebileceği endişesi ile İsa, baş kâhin ve 70 kişinin oluşturduğu dini konsey tarafından sorgulandıktan sonra O’nu yöre valisi Pilatos’a gönderirler. İsa, Pilatos tarafından tutuklanır ve İmparator naibi Herodot’a gönderilir. Herodot, İsa’yı tekrar Pilatos’a iade eder. İdam edilmeyeceği endişesi, Yahudileri harekete geçirir. Bu baskılar sonucunda Pilatos, idam kararı verir ve İsa, m.s. 33 yılında bir cuma günü çarmıha gerilerek idam edilir.
Süryaniler, bu olayların yaşandığı coğrafyanın biraz dışın-daydılar. Mezopotamya Suriye’sinde, küçük site krallıkları oluşturan Aramiler (m.s.132, m.s.248), Urfa merkezli site devletini muhafaza etmişlerdi. Abgarlar sülalesinin hükümran olduğu bu krallığın başında, m.s. 4–50 yılları arasında yaşamış olan V. Abgar Ukomo bulunmaktaydı. İsa ile aynı dili konuşan bu Arami topluluğunun kralı, Kudüs’teki gelişmelerden geç de olsa haberdar olur. Kendi toplumunda kabul görmeyen İsa’yı ülke-sine davet eder ve ilk temastan sonuç alamaz. Bu dönemdeki misyon çalışmaları, Urfa (Edessa) yakınlarına kadar Antakya’ya henüz ulaşmamıştı. M.s. 37 yılında, Antakya’da, havari Petrus tarafından ilk kilise oluşturulur. Yahudilerin dışında, Putperest halk yığınlarını muhatap almaya başlayan Antakya Kilisesi, misyon faaliyetlerini yoğunlaştırmaya başlar. |
 |
 |