HIRİSTİYANLIĞIN MEZOPOTAMYA’YA GİRİŞİ

Hıristiyanlığın Mezopotamya’nın yukarı kısmına girişi ve yayılışı, Urfa (Ur-Hai) merkezli olmuştur. Hıristiyanlıktan önce bölge, tamamen putperestlik hâkimiyeti altındaydı. İsa’nın vazetmiş olduğu yeni din, Filistin topraklarında tutunmaya çalışırken, Urfa’da Abgar sülalesinden gelen V. Abgar Ukomo hüküm sürmekteydi. Kral V. Abgar Ukomo’nun Ortadoğu’da bulunan Bizans Kralına göndermiş olduğu elçisi Hananya (Hannan), İmpa­rator Tiberius ile görüştükten sonra Kudüs’e uğrar. Burada yeni bir peygamberin geldiği, hastaları iyileştirdiği biçimindeki mucize söylentileri, elçinin kulağına gelir. Bu söylentileri, seyahatinin dönüşünde Kral Abgar’a anlatır. Kendisi de cüzam hastalığına yakalanmış olan kral, bunun üzerine Hananya başkanlığında yeni bir heyeti Kudüs’e göndererek, İsa’yı ülkesine davet eder. Ancak, İsa, cevabi mektubunda, görevinin; “İsrail evinin kaybolmuş koyunlarına” olduğunu hatırlatarak davete teşekkür eder ve kendisine, öğrencilerinden (şakirt) birini göndereceğini

Bazı kaynaklarda İsa, yüz hatlarının belirgin bir şekilde çizili olduğu bir mendili elçiye vererek, bunu krala vermesini ister. İsa’nın ölümünden sonra, Havari Toma’nın kardeşi ve 70 müjdeciden sayılan Aday (Addai veya Thaddeus), m.s. 38 yılında Urfa’ya gönderilir. Şehre gelen Aday, Filistinli bir Ya­hudi olan Urfa’lı Tobias’ın evinde kalır. Kral Abgar’la görüşen Aday, kralı iyileştirir ve kendisini vaftiz ederek Hıristiyanlaştırır. Kralın ka­bul ettiği bu yeni din, halkı arasında çok çabuk bir şekilde yayılır. Aday, öğrencileri olan Agay (Aggai) ve Mara’yı yanına alarak, Kuzey Mezopotamya’ya geçer. Kaynaklar, Aday’ın gezileri sonucunda Amid (Diyarbakır), Nusaybin, İdi, Erbil, Begermay, Keşker, Ahvaz ve civarını dolaştığını ve buralarda Hıristiyanlığı vazettiğini bildirir.