 |
Ansiklopedilerde tarihin eski halkları, nedense yasa maddelerini andıran soğuk ve mekanik bir şekilde betimlenir. Oysa insanlığın gelişim serüveninde bu kadim halklar, insanlığın bugünkü aşamaya gelişlerinde son derece önemli katkılar sunmuştur. Ancak ne var ki, bu halklar da yüzyılların deviniminde, egemen kesimlerin dinsel veya siyasal bağnazlığın dolayı yok olmaya yüz tutmuşlardır. Bunlardan biri de ayakta durmaya çalışan ve hala "biz varız" demeye çalışan Süryanilerdir.
Kendileri Arami diyen, ancak Yunanlıların Syrian olarak adlandırdıkları Süryani sözcüğü her ne kadar Suriyeli anlamına gelse de bazı kaynaklar farklı kökenlerden geldiğini söyler. Örneğin, Pers Kralı Keyhüsrev'in Süryanicedeki adının Syrus'ten geldiğini veya Antakya kentini inşa eden Arami hükümdarı Sürrüs adından geldiğini, ya da Asur'dan (Asurin)'den geldiği de iddia edilir. Keldaniler ve Asurlularla yakın akraba olan ve 451 yılında Khalkedon (Kadıköy) Konsili'nden sonra Hz. İsa'nın tek bir doğası olduğunu savunan Monofizit öğretiyi benimseyen Hıristiyanlar için kullanılan ancak etnik kimlik anlamına da gelen Süryaniler Mezopotamya'da yaşayan eski halklardan biridir. Aynı inanışın farklı yorumlanışı nedeniyle ilk yıllarda yaşanan çelişkiler, süreç içinde Süryaniler, arasında kendini hissettirir. Khalkedon Konsili'ne göre İsa'nın biri tanrısal diğeri insani olmak üzere iki doğası vardır. Bu iki doğa birbiriyle karışmaz, değişmez ve ayrılmazdı.
Çeşitli dinsel nedenlerden dolayı Süryanilerin bir bölümü Katolikliği benimser, diğer grup ise Monifizitliğe bağlı kalarak Kadim Süryaniler adı ile anılırlar. Süryani Kadim Kilisesi patrikliğinin makamı Antakya olmasına rağmen Mardin'deki Deyrü'l-Zafaran merkez olarak kabul edilir. Süryani Kadim Kilisesi cemaatinin büyük bir bölümü, antidemokratik baskılar nedeniyle Türkiye'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Süryaniler Ortadoğu'nun önemli merkezlerinden biri olan Edesse'de (Urfa) Aramca'nın Doğu lehçesini konuşurlar. 5. yüzyılda dinsel anlaşmazlıklar nedeniyle Süryaniler ikiye ayrılır. İran etkisinde kalanlara Nasturiler, Bizans'ın etkisinde kalanlara da Yakubiler denir.
Bugün büyük bir kısmı Avrupa'ya göçen Süryaniler üzerine tez çalışması yapan Sosyolog Mehmet Şimşek 'in kitap haline getirdiği Süryaniler yapıtı, genel anlamda bir bilgi verdikten sonra özellikle yüzyıllar boyu birçok halkı içinde barındıran ve çok kültürlülüğün simgesi olan Diyarbakır'da yaşayan bu halkı anlatır. Şimşek, Süryanilerin kökenleri ve dinsel yapılanmaları, ekonomik ve kültürel yaşamları hakkında genel bir bilgi verdikten sonra Amed'de yaşayan bu halkın dramını yazar. Amed'deki gittikçe sayıları azalan bu insanların gündelik yaşamından örnekler verir. Üniterlik kavramıyla bu coğrafyadaki kültürel dokuyu yok eden, halkları birbirine düşman kılan resmi ideolojinin yüzyıllık insanlık suçu Bölge'de gündelik yaşamda kendini daha çok hissettirmektedir. Kalıcı bir barışın ve demokratik bir çözümün gerçekleşmesi halinde bölgede yaşanan dramın yerini daha renkli ve farklı bir kültürel oluşum alması yaşamı daha da kolaylaştıracağı açıktır.
Mehmet Şimşek'in her ne kadar Süryanilerle yüzyıllar boyu bir arada yaşayan kardeş Kürt halkından kitabında fazla söz etmemesi eksiklik olarak görünse de önemli bir boşluğu doldurduğu görülüyor. Çünkü aynı coğrafyada farklı dilleri konuşan halkların kültürel dokusu aynı kumaştan dokunmuştur.
Mustafa YELKENLİ
|
 |
 |