SÜRYANİ DİLİ’NİN (SÜRYANCA) KISA BİR TARİHİ

Hıristiyanlığın Ortadoğu’dan putperest batı dünyasına doğru hızla yayılışı, Yunancayla beraber Süryanca’nın da canlanmasına sebep olmuştur. Süryani kilisesi çevrelerinde, yeryüzünde konuşulan ilk lisan olduğu inancının bulunması, Hz. İsa’nın anadili olması ve menşe itibariyle kutsallığına inanılması, Tevrat’ın Daniel ve İncil’in Matta kısmı bu dilde yazılmış olması, Süryaniceye ayrı bir saygınlık kazandırmıştır. Bu dil, yeni din ile omuz omuza yürümüştür.
Süryanca, M.Ö. 2300 yılları civarında, Mezopotamya topraklarında doğmuş ve yerleşmiş büyük bir kavmin lisanıydı. Anavatanı ve en yoğun kullanıldığı yerler; Urfa, Harran, Humus, Apemea ve çevresidir. Süryani lisanı, merkezi Suriye olmak üzere, El Cezire, Irak, Babil, Asur ile Doğuda İran, Kuzeyde Ermenistan ve Anadolu, Batıda Yunanistan ile Güneyde Arap memleketlerini kapsamış ve bu arada Cezayir’e kadar da yayılmıştır. Süryani dilinin Doğu Aramca’nın bir diyalektiği olduğu belirtilmektedir. Aramca-Arami, Sami uluslarının anayurdu olan Arabistan Yarımadası’ndan çıkarak kuzeye doğru yayılan dil dalgalarının üçüncüsüdür. Aramca, Sami dil ailesinin batı grubuna girer. İbranice ile yakın akrabadır. Aramca geniş bir coğrafi mekâna yayılmış, çeşitli halk toplulukları oldukça uzun bir zaman dilimi içerisinde kullanıldığı için birçok lehçeye ayrılmıştır.
Sami dillerinin büyük çoğunluğu gibi, Süryanice de sağdan sola doğru yazılır. Arami alfabesinin hem İbrani hem de Arap alfabesinin temelini oluşturur. Hepsi ünsüz olan 22 harften oluşur. Ünlülerin ses değerini belirten işaretler, M.S. 1. bin yılın ikinci yarısında oluşturulmuştur. Ünsüzleri ünlüye dönüştürmek içinse, bir kaç ayrı sistem vardır. Şöyle ki, satırın üstünde veya altında ünlüleşme belirten nokta ve çizgi işaretleri kullanılırken, bir başka sistem de, harflerin üstüne gelecek şekilde Grek harflerine yer verilir. Süryani alfabesinin birkaç türü vardır. Bunlar Estrangeli, Doğu Süryanice ve Batı Süryanicedir. Bunların en önemlisi olan Estrangeli, M.S. X. yüzyıla kadar uzanan ve döneminin neredeyse tek yazısı durumundaydı. Bu yazı türü aynı zamanda Arapça Kufi yazısının kökeni olarak kabul edilmektedir. Süryanicede kullanılan ikinci yazı şekli ise, kullanım kolaylığı nedeniyle Esrangeli yazısıyla karışık olarak kullanılan yazı tipine “serto” adı verilir. Bu yazı tiplerinin dışında, “Eskuloyo”, mektup ve kompozisyon gibi yazı türlerinde kullanılan hafif yazı türü, “Giglonoyo” dairesel yazı, “Kanyodakiko” ince yazı, “Mfasko” kesik yazı, “Agroyo, İfifo veya Mtanyo” tekrarlanmış, “Gumroyo”olarak isimlendirilen yazı şekilleri de kullanılmıştır.
Süryanilerin yoğun olarak yaşadıkları ve Turabdin diye anılan (Mardin, Diyarbakır ve ilçelerini içine alan coğrafik alan) bölgede genellikle üç dil konuşulur. Bunlar; Kürtçe, Arapça ve Süryanicedir. Bu dillerin, karşılıklı olarak birbirlerini etkilemeleri kaçınılmazdır. Süryaniler, kendi anadilleri yanında, diğer iki dili kullanmakla birlikte kentsel yerleşimlerde Türkçeyi oldukça yaygın bir şekilde kullanırlar. Kilise ayinlerinde, dua ve ilahiler dışında, kısa da olsa Türkçe vaazlar yapılmaktadır. Arapça, Türkçe, Kürtçe ve Süryanicenin yanında İngilizce, Almanca gibi dilleri konuşabilen Süryani sayısı da oldukça yüksektir.
Süryanilerin Mardin merkez, bağlı ilçeler ve köyleriyle Diyarbakır ve İstanbul’da günlük yaşamlarında kullandıkları dile Turoyo adı verilmektedir. Konuşulan bu dil ile yazılı kaynaklarda kullanılan Süryanice (Khtobonoyo-yazı dili, klasik Süryanice) ile birbirinden oldukça farklıdır. Yazılı metinlerin dili olan Khtobonoyo, halk tarafından anlaşılamamaktadır. Süryani elitleri, yazı dili olan Khtobonoyo’nun ortak iletişim dili olarak geliştirilmesini ve bu konuda çalışmalar yapılmasını istemektedirler.