SÜRYANİ EDEBİYATI

Süryani Edebiyatı, bugün asılları kaybolmuş Yunanca Hıristiyanlığa ait kitapların tercümelerinin yapılması bakımından oldukça önemlidir. Ayrıca bu edebiyat, eski Yunan bilgileriyle, İslam dünyası arasında aracı olması bakımından da önem taşır. Suriye, Mezopotamya ve İran’daki Hıristiyan topluluklarının kültür faaliyetlerinde, Süryanice, bütün öteki Arami Edebiyatı’ndan daha zengin özellikler taşır. Süryanice yazıtlar, Hindistan ve Çin’e kadar uzanır, Kuzey Türkistan’da da bu dilde yazıtlara rastlanır. Kitap hacminde günümüze ulaşmış tek eser, m.ö. 681 yılı ile tarihlendirilen Asur Kralı Senharib’in veziri Ahikar’ın yazdığı eserdir. İçinde nasihatler ve bilgelik bulunan bu kitaba sonradan birçok öykü eklenmiştir. Vafa adlı bir Arami şair ve filozofunun birkaç mısrası ile bazı Urfa Krallarının (Abgarlar) mezar yazıtlarıyla beraber, Hıristiyanlık öncesinden kalan kanıtlardır. Hıristiyanlık öncesi yazıtların azlığı, yeni inancı benimseyen ilk kuşakların, gelecek nesillerin putperestlik tuzağına düşmelerini engellemek amacıyla tüm eski ilim ve medeni yapıtlar yakılarak yok edilmişlerdir.
Kilise tarihinde önemi büyük olan ve Süryanicenin ilk ilahi türündeki yazılarını yazan Bar Daysan’ın, felsefe ve tarih konularındaki eserlerinin çok küçük bir bölümü günümüze ulaşmıştır. En ünlü eseri, “Nomuse d’Atravothe” (Devletlerin Kanunu) adlı eseridir. Bu kitap, öğretmen ile öğrenci arasında geçen diyaloglar halinde yazılmıştır. Bar Daysan’a göre, insan yaşamı, üç öğenin etkisi altındadır: Tabiat, kader ve irade... Tabiat, değişmez kurallara bağlıdır. Kader ise, Tanrı tarafından yıldızlara verilmiştir. Bundan dolayı yıldızlar, insan yaşamında önemli bir konuma sahiptir. İrade ise özgürlüktür. Bu özgürlük insana, iyiyi ve kötüyü seçme olanağını sağlar. Yine, bu irade sayesinde insan; tabiat ve kader dışında kalan alanda hayatını yönlendirme gücüne sahiptir. Bar Daysan ve Aswana’nın eserleri, Süryani edebiyatının ilkleri olmalarından dolayı, büyük öneme sahiptirler.
Süryanice edebiyat eserleri, tarihi olaylardan büyük ölçüde etkilemiştir. V. yüzyıl ortasındaki dini anlaşmazlıklar, Suriyeli Hıristiyanları, Bizans İmparatorluğu Hıristiyanlarından ayırmıştır. İslamiyet’in yaygınlaşmasıyla birlikte, özellikle Abbasiler döneminde, Hıristiyanlar bundan büyük ölçüde etkilenmişlerdir. Arapça yaygın bir duruma gelince de, Suriyeli birçok yazar, hem Arapça, hem de Süryanice yazmaya başlamıştır. Özellikle kutsal kitaptan etkilenen Süryani Edebiyatçıları, Tevrat ve İncil’in çeşitli tefsir şekillerini ortaya koymuşlardır. Süryani edebiyatında ve Süryani toplumunun çok çeşitli cephelerinde gözlenen gerilemeye rağmen, Süryani Michel, Diyonsius bar Salibi, Bar Hebraesus gibi simaların yetişmesi, Süryani kilisesinin Arap yönetimi altında gelişmesini sürdürebilmiş olmasının delilidir. Gerçekten de, Süryani kilisesinin on ikinci yüzyılın sonuna doğru ve on üçüncü yüzyılın başlarında Müslümanların yönetiminde en iyi ve müreffeh dönemlerinden birini yaşadığı düşünülebilir.