SÜRYANİ EDEBİYATINDA ŞİİR

Süryani edebiyatı zaman ve mekân bakımından geniş bir süre ve alanı kapsar. II. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar uzanan Süryani edebiyatının en büyük parçasını şiir oluşturur. Süryani edebiyatında şiir, ağırlıklı olarak her ne kadar dinsel öğeler ön plana çıksa da ilahiyat hukuku, dinsel törenlerde usul, mistsizim gibi konularda da önemli eserler kaleme alınmıştır. Bunların yanında şiir, tarih ve astronomi her zaman geniş bir ilgi alanı olarak kalmıştır.
Süryanilerin Güneşi unvanı ile anılan Nisibinli (Nusaybinli) Mor Afrem, Suruçlu Mor Yakup, Mor Balay ve arkadaşları gibi Süryani kilise babaları, sayısız şiir ve nağme üretip öğretmişlerdir. Dinsel inançlar konusunda, inancın insanlara ulaştırılmasında, bu dönemde kullanılan en önemli araç hiç şüphesiz şiir olmuştur. Bu şiirlerin bazıları beyitlerden oluşurken, bazıları da beyitsizdir. Bunların birinci türüne madroşo, kulağı bir şarkı gibi değil, konuşma dili gibi etkileyen, vezinli bir şiir tarzı; ikinci türüne ise mimro denir; daha hünerli bir beste formu olan ve koro tarafından söylenen şiir türleridir. Madroşo’lar, bütün bölümlerinin belirli hece sayısı ve ölçüsü vardır. Mor Afrem, madroşo’larında 50’nin üzerinde değişik hece ölçüsü kullanmıştır. Mimro’ları ise daha çok 7+7 hece ölçüsüyle yazmıştır. Mimro’lar kadın ve erkeklerden oluşan bir koro tarafından seslendirilir. Çoğunlukla nakaratı olan mimro’ların adları ve makamları günümüze aktarılmışsa da, ezgilerin birçoğu orijinal kalıplarıyla ulaşmamıştır.
Süryani edebiyatında bir ekolü temsil eden Mor Afrem’in kullandığı hece ölçüsü yedi heceli olup, giriş ve sonuç dizelerinin hepsi yedi hece ölçüsünde oluşturulmuştur. Dizeler, 3+4 tarzında duraklı hale getirilerek yazılmış, ilahilerinin bazıları akrostiştir. Mor Afrem Süryani şiirini geliştirmiş, ortaya koyduğu ekolü yüzyıllar boyunca varlığını sürdürmüş, ilahi ve söyleşileri Süryani ayinlerinin düzenlenmesinde etkili olmuştur. Şiirleri mekânsal icra edilen tüm dua ve ilahi okumalarında sıkça kullanılır. Kendisine ait üç milyona yakın şiir cümlesi olduğu belirtilir.
20. yüzyılda Süryani dili ve edebiyatına önemli katkılarda bulunan Mor Filüksinon Yuhanon Dolabani (1885–1969)’nin edebiyat adına yaptıkları (şiir, yazı, çevirmen, vd.) özellikle anılması gerekir. Bu yüzyılın başlarında yukarıda değindiğimiz nedenlerin bir sonucu olarak, seküler yaşam anlayışının dünyaya hâkim olmaya başlamasıyla, edebiyat alanında da din dışı eserler verilmeye başlanır. Diyarbakırlı Naum Faik Palak (1868–1930) Süryani edebiyatına modernleşme adına önemli katkılarda bulunmuştur. Çıkardığı gazete ve dergilerde edebiyatın birçok alanında eserler vermiştir. Elazığ’da Aşar Yusuf Efendi, Favlus Gabriyel (1912–1971), Diyarbakırlı Abdmşiho Qarabaşi (1903–1983), ve şair Yuhanun Salman (1914–1980) gibi isimler, din dışı edebi faaliyetler alanında çalışma yapanlara örnek verilebilecek şahsiyetlerdir.

  Şevki Vatan
Etsede ölüm toprak bütünü
Azmimden fariğ kılamaz beni,
Ey füyuzat-ı bahş Asur vatanı
Kabil midir hiç unutmak seni?

O saf sineni gördükçe mecruh,
Fırlar kafesten mergi ruh.
Acaba rabden gelir mi fütüh
Kabil midir hiç unutmak seni?

Azmi Ninova meçhur ve harap
Yavrucukları garip ve bitap,
Dehşetli Babil meskeni hapap gürab
Kabil midir hiç unutmak seni?

Solgun yüzüne baktıkça her an,
Akıtır gözler yaş yerine kan.
Kâfi değil mi bu derd-i hicran.
Kabil midir hiç unutmak seni?

Bilmem nedendir bu ızdıraplar,
Berbat ediyor fikr-i azaplar,
Ey hoş nesimler ey şirin ablar,
Kabil midir hiç unutmak seni?

Ruz ve leyalim mahv oldu böyle,
Vatan hastası inliyor öyle,
Uğra o semte ey saba söyle,
Kabil midir hiç unutmak seni?
Naum Faik Palak