SÜRYANİ KİLİSESİNDEKİ AYRILIKLAR

Hıristiyanlığın, Bizans tarafından devlet dini olarak ka­bul edilmesi ve yönetsel otoriteye güç veren din anlayışının hâkim kılınmaya çalışılması, giderilmesi imkânsız hale gelen bir takım ayrılıkların doğmasına sebep olmuştur. Bu ayrılıkların giderilmesi amacıyla oluşturulan konsüller, ayrılıkların körüklendiği ve hukuki zeminlere oturtulduğu; aforozların ve sürgünlerin kararlaştırıldığı toplantılar haline gelmişlerdir. Te­olojik tartışmaların sonuçlandırıldığı her konsül sonunda kilise biraz daha küçülmüştür. İstismara açık yorum sahiplerini, mev­cut si­yasi güçler, gelecekte kullanılmak üzere hep yedeklerinde bulundurmuşlardır. Doğu ile Batı arasında giderek büyüyen doktrin ayrımları, Mesih’in Tanrısal ve insani doğasının birliği ve bu birliğin derecesi konusundaki yo­rum farklılığından kaynaklanmıştır. İznik 325, İstanbul 381, Efes 431, Kadıköy 451 Konsülleri sonucunda, birçok mezhep (itikadı ve ameli) vücuda gelmiştir. Bu konsüllerde siyasi erkin gizli veya açık dayatmaları, Süryanilerin muazzam emekleriyle oluşturulan Antakya Kilisesi’nin gücünü ve etki alanlarını daraltmaya başlamıştı. 451’de toplanan Kadıköy Konsülü’nde alınan kararlar, Süryaniler tarafından kabul görmeyince kiliseler Doğu (Ortodoks/monofizit) ve Batı (Katolik/diyofizit) olarak iki kola ayrılır.

Teolojik anlamlı ayrılıkların sonunda, ulusal kimlikli yerel kiliseler oluşmaya başlar; Süryani, Ermeni, Kopt, Habeş kiliseleri... Şimdi de Roma Katolik Kilisesi’nden bağımsızlığını elde etmiş olan Süryani Ortodoks Kilisesi’nde yaşanan ayrılıklara bakalım:

Bu ayrılıklar iki ana bölümde ele alınır.

Monofizit ve Diyofizit Süryani Kiliseleri.

Bu ayrımda belirleyici olan, İsa’nın durumudur. Monofizitler, İsa’da ilahi ve insani tabiatın değişmeden birleşerek tek tabiat olduğunu, Meryem’in Tanrı anası (Teotoks) olduğunu kabul ederler. Diofizitler ise İsa’nın Tanrı ve insan olarak iki yönü bulunduğunu ve Meryem’i, insan olan İsa’nın annesi olarak kabul ederler.

Monofizit inancın savunucuları, Ortodoks kilisesi etrafında toplanırken, diofizit inanç Katoliklere kalmıştır. Süryanilerin, monofizit iman esaslarını kabul etmesi, diofizitçi Roma’nın hışmına uğraması için yeterli bir sebeptir. Birçok baskı ve zulme maruz kalan Süryaniler, Roma’nın rakibi olan Sasani İmparatorluğu’nun himayesine girmeye başlarlar. İmparator, si­yasi koz olarak monofizitlerin elden kaçırmak üzere olduğunu anlayınca, Piskopos Yakob Bardayos’u, monofizit Süryanileri teşkilatlandırmak üzere görevlendirir. Süryani monofizitizminin canlanmasında belirleyici tarih M.S. 542 yılıdır. Yok olmakla baş başa kalan monofizitliği tekrar dirilten Yakob Bardayos’un adına izafeten, Süryani Ortodokslara “Ya­kubi” de denmeye başlanır. Ancak günümüzde Süryaniler arasında “Ya­kubi” ifadesi kullanılmaz.

Kadıköy Konsülü Kararlarına Bağlı Olmayan Kiliseler:

i- Süryani Ortodoks Kilisesi:

ii- Süryani Maruni Kilisesi

Kadıköy Konsili Kararlarına Bağlı olan Kiliseler

i- Süryani Melkit Kilisesi:

ii- Keldani Katolik Kilisesi:

iii- Süryani Katolik Kilisesi:

iiii- Süryani Protestan Kilisesi: