DİYARBAKIR’DA SÜRYANİLERİN BASIN FAALİYETLERİ

Diyarbakır’ın basın yayın faaliyetleri incelendiğinde, 3 Ağustos 1869 tarihinde yayınlanmaya başlayan “Diyarbekir Gazetesi”nin, bu alanda ilki oluşturduğu görülür. Vilayet Matbaası’nda hazırlanan gazete, haftalık olarak yayınına başlar ve haftada bir, Salı günleri yayınlanır. 5. sayısından itibaren, yayın günü Perşembe olarak değiştirilir. Dört büyük sayfadan oluşan gazetenin, 21. sayısından itibaren, Ermeni vatandaşlara hitap eden iki sayfalık bir ek çıkarılır. Ermeni harfleri kullanılarak yazılan ve okunuşu Türkçe olan bu gazete ekinin, 150. sayısında, “şimdiye kadar matbaamızda biri Türkçe ve diğeri Ermenice, haftada iki gazete çıkarılmakta ise de, Erme­nice çıkarılan gazetenin sürümü olmayıp...” gerekçesi ile yayınından vazgeçilir.

Süryanilerin, Osmanlı döneminde, basın alanındaki girişimleri Harputlu Aşur Yusuf Efendi tarafından gerçekleştirilir. 1858 yılında Harput’ta doğan ve Birinci Dünya Savaşı yıllarında Harput’ta öldürülür. Kendisi, “Mhadyono Dothuroye / Asurilerin Mürşidi” adlı gazeteyi 1910 yılında yayımlar. Gazeteyi, Süryanice ve Arapça olarak kendi el yazısıyla hazırlar ve mimyoğraf üzerinde basardı.

Süryanilerin, Diyarbakır’da ilk basın faaliyetlerinin 1911-1913 yılları arasında, Süryani harfler kullanılarak Türkçe olarak çıkan gazete olduğu ifade edilmektedir. Bu durumu, Avam Galanti şu şekilde açıklar: Arabî harfler, Kur’an-ı Kerim yazısı olduğundan, Kur’an-ı Kerim’in gayrimüslimlerin ellerinde bulunmasına izin verilmediği gibi, mukaddes olarak kabul edilen bu yazının, gayrimüslimler tarafından kullanılmasına da izin verilmezdi. Bundan dolayı Ermeniler, Rumlar, Süryaniler Türkçe konuştukları halde Ermeni, Yunan ve Süryani harflerini yazımlarında kullanmak zorunda bırakılmışlardır. Süryaniler 1910 yılında, Süryani harfleri kullanılarak yazılan, ancak Türkçe olarak okunan “Kevkeb Medinho” (Şark Yıldızı) ve yine 1913 yılında, Süryani harfleri kullanılarak yazılan ve Türkçe okunan “Şifuro” (Borazan) adlı dergiler ile yayın hayatında yerlerini almışlardır. Avam Galanti, “Vatandaş Türkçe Konuş” adlı kitabında, Diyarbakır’da, I. Dünya Savaşı’ndan önce, Süryanice bir gazetenin çıkarıldığını belirtmekte ise de, böyle bir gazetenin çıktığına dair başka bir kanıt bulunamamıştır. Adı geçen iki Süryanice gazetenin özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Kevkeb Medinho (Şark Yıldızı):

“Edebi, ihbari, ayini, muvakkat on beş günde bir defa neşrolunur.”

No:8, 2 Kanuni evvel 1327, 16 Kanuni evvel 1911

Mahalli Neşri: Diyarbekir Vilayeti

Müdür Mesul ve muharriri: Naum Faik

25x36cm, Çift Sütun, 8 sayfa

Diyarbakır Süryanileri, 1800’lü yılların son çeyreği ile 1900’lü yılların başında, kentin eğitim ve kültür yaşamında önemli atılımlar gerçekleştirmişlerdir. Bu süre içerisinde, sağlanan gelişmeler, Osmanlı’nın hayata geçirdiği Tanzimat ve Isla-hat uygulamalarının İs­tanbul dışında, Diyarbakır’da da yankı bulmuş olmasıdır. 1839’da başlayan ve bir süre ertelenen Tanzimat Fermanı ve özellikle dinin formel kurallar üzerinde etkinliğinin azaltıldığı adeta bir kırılma noktası olan Islahat Fermanı ile, Osmanlı’da yaşayan gayrimüslim tebaaya tanınan haklar, Batı tipi demokratik ve laik yönetim anlayışının ilk pra­tik uygulamalarının başlangıcını oluşturur. Bu süreçte, din belirleyicili kültürel kimlikte kendini ifade etme çabalarının bir sonucu olarak, eğitim kurumları ve basın yayın araçlarının kullanımı konusunda ilk çalışmalar Di­yarbakır’da kendini göstermeye başlar.

1868’de yayınlanmaya başlayan “Diyarbekir Gazetesi”, ilk resmi vilayet gazetesidir. 1910 yılına kadar geçen sürede, özel gazetelerin varlığından bahsedilmez. Diyarbakır’da yayınlanmış olan gazete ve dergilerden biri el yazısı ile diğeri teksirle çoğaltılmış bulunan iki gazeteden bahsedilir. Gazetelerden ilki, Bulgarca yayınlanan Bidnina (İstikbal)’dır. Bu gazete, 1875’te giz­lice el yazısı ile yayınlanmış, 2-3 sayı kadar çıkmıştır. Gazetenin yöneticisi, devren idarecileri tarafından sürgün edilen Yanko Koçev’dir. 1908 yılında yayınlanmış olduğu söylenen Kürtçe haftalık bir gazete ile, 1911 yılında Er­menice olarak yayınlanan dergi hakkındaki bilgiler rivayet sınırını aşmamaktadır.

Osmanlı devletinin hükümranlık sahasında yaşayan gayrimüslimler (Ermeni, Süryani, Keldani, Rum, Yahudi) Av­rupa ve özellikle Amerikan patentli basın yayın, ileti­şim araçlarının ithali ve kullanımına erken uyum göstermişlerdir. Bu araçların girişi daha çok üst düzey dini temsilcilikler ve misyon şeflikleri aracılığı ile olabilmiştir. İmparatorluğun birçok yerle­şim biriminde açılan misyoner amaçlı kolejler, küçük çaplı da olsa, baskı makinelerini kendi bünyelerinde kullanmışlardır. Diyarba­kır’da faaliyet gösteren Kapuçin Misyonerleri, daha çok Mardin’de etkinlikte bulunmuşlardır

Batılı misyoner teşkilatlarının hedef sapması ile yöneldikleri yerli Hıristiyanlar üzerinde yoğunlaşmaları, ilk zamanlarda dini çatışmaları da beraberinde getirmişti. Cemaatin bölünmesi, ki­lise vakıf gelirlerinin ve gayrimenkullerinin paylaşımı, yerli Hıristiyan cemaatlerin durumlarını daha da kötü durumu getirmişti. Mevcut bulunan ulusal tanımlamalı kiliseler (Sür­yani Ortodoks, Keldani, Nesturi, Ermeni Gregoryan) kendi içinde bölünmeye başlamıştı. Katolik ve Protestan tanımlamalı yeni oluşumların doğum sancıları tüm yorgunluğu ile yaşanmaya başlar. Merkezi otoritenin zaafları, yerel kiliseleri, batılı misyoner oluşumları karşısında koruyamaz hale gelmişti.

Misyoner oluşumların yağma derecesinde yöneldikleri yerel kiliseler, kültürel kimlikli direnç noktaları geliştirmeye başlarlar. Diyarbakır’daki Süryaniler, tek otoriteli kilise hiyerarşisini 1876 yılında “Kadim” ifadesini kullanarak tesis etmeye çalışırken, Keldaniler de “Asur” kimlikli kilise oluşumunu başlatır. Katolik ve Protestan Süryani kiliseleri kendi kültürel kimliklerinden modernleşme adına vazgeçerlerken, Süryani kadim cemaati varlığının muhafazası ve geliştirilmesi için yoğun bir eğitim ve basın-yayın faaliyetlerine başlar.

Bu amaç doğrultusunda oluşturulan dernekleşme faaliyetleri sonucunda, Diyarbakır merkezli “İntibah Cemiyeti” 1908 yılında kurulur. Bu dernek şehrin ileri gelen Süryani elitlerinin katkılarıyla kurulurken, eğitim, basın-yayın konularında faaliyet gösterecek “Süryani Ka­dim Kardeşler Şirketi” adı altında daha önce tesis edilen özel eğitim kurumlarını günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenleyip faaliyete geçirmek üzere çalışmalar başlatılır. Di­yarbakır’da ilk defa, klasik medrese ortamında kullanıla gelen eğitim öğretim araçları yerine, Batı tipi sıra-masa kullanımlı sı­nıf ortamları oluşturulmaya başlanır. 1868’de Diyarbakır’da doğan ve kilise medresesinde ilk eğitimini alıp, daha sonra eğitmen olarak cemaat okullarında ders veren Naum Faik, bu değişim ve modernleşmenin öncülerinden olur. Naum Faik, “İntibah” cemiyetinin hedef ve politikaları doğrultusunda çalışmalar yapar. Kendisi bu derneğin yayın ve bültenlerini hazırlar. Cemiyetin kuruluşundan kısa bir süre sonra Diyarbakır da “Şark Yıldızı” (Kevkeb Medinho) adlı gazeteyi çıkarmaya başlar.